Gratis 500. Mağaza İndirimi Alışverişi

Gratis 500.mağaza şerefine tüm ürünlerde %50 indirim yaparak bizlerinde bu başarıya ortak olup coşkuyla kutlamamamızı sağladı. Daha nice mağazalara diyerek başarısının her geçen yıl katlanarak sürmesini diliyorum. 1000. mağazayıda görelim hep birlikte inşallah :)

Bende büyük çoğunluk ihtiyaç ve stok yapma amaçlı bir alışveriş yaptım. Erken gitmeme rağmen bu büyük indirimi benim gibi kaçırmak istemeyenler mağaza açılışını beklemiş ve almak istediklerimin özellikle pamuk ve asetonları Hemen ürünlerin fiyatlarına geçmek istiyorum..

Marie Claire Soyulabilen Maskeler (Gold-Silver-Black)

Mis gibi kokan bir paket ve içerisinde yine aynı harika kokuyla formüle edilmiş 3 adet maske! Marie Claire soyulabilen maskeler bu yazımın konuğu..
Marie Claire Soyulabilen Maskeler (Gold-Silver-Black)
İlk olarak markadan kısaca bahsetmek istiyorum. Dünyaca ünlü Marie Claire kısa zaman önce ülkemizde de faaliyet gösteren ev tekstilinden mücevher, aksesuara, giyim ve kozmetiğe kadar bir çok ürününü bizlerle buluşturdu. Bunlardan en göze çarpan ve iddialı olarak karşımıza çıkan ürünleri siyah, gümüş ve altın maskeleri oldu hiç şüphesiz. Soyulabilen bu maskelerin her birinin kendine has özellikleri bulunuyor. Hemen maskelerin genel özelliklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Blog Nedir? Blogger Nedir?

Herkese Merhaba.

Bu yazı bir grup aktif blog yazarı tarafından hazırlanmış ortak bir yazı. Çünkü blog ve Bloggerlığın ne olduğunun yanlış bilindiğini düşünüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Blog Yazarı arkadaşlarımızdan biri  Instagram'da "Blog nedir biliyor musunuz?" diye anket yaptı. Sonuçlar bizi çok üzdü. O yüzden kendimizce açıklamak istedik.
blog nedir? blogger nedir?

Blog Nedir?

İlk önce "Blog Nedir?" den başlayalım.
Blog; belirli bir konuyu anlatan paylaşımların yapıldığı web tabanlı sitelerdir.  Mesela  şu an bu yazıyı okuduğunuz yerdir. Kendine ait bir adresi vardır.

Blogger Nedir? 

Blogger; belirli bir konu hakkındaki deneyimlerini yazı ve fotoğraflarla anlatarak kişisel sitesinde yayınlayan kişidir. Bloglarımızda kimimiz gezip gördüğümüz yerleri anlatırız, kimimiz okuduğumuz kitapları, kimimiz yaptığımız makyajı kullandığımız kozmetik ürünlerini, kimimin çocuklarımızı, kimimiz hayata dair herşeyi. Sınırsızdır.

Pek kolay değildir. Çok aşamalıdır, hatta yorucu ve masraflıdır ama zevklidir. Sizlere bir blog paylaşımı için neler yaptığımızı da anlatmak isteriz.

Neyi yazacağımıza karar verdikten sonra, fotoğraflarını çekeriz. Bazen 100-150 fotoğraf içinden seçip ayırırız, düzenleriz. En az bir kaç saatimiz bununla geçer.

Yazacaklarımız farklı kişilerin deneyimini de içerecekse araştırma yaparız. Okuruz, sorarız, didikleriz.

Yazmaya başladığımızda kullandığımız dile, imlaya dikkat ederiz. Yazımız, arayan kişinin karşısına kolaylıkla çıksın diye yazı başlığını özenle seçip, etiketlerini hazırlarız. Şimdi yayına hazırız.

Yazıp yayınlamakla bitmez işimiz. Yayılsın, okunsun isteriz. Bu yüzden Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Google Plus gibi sosyal paylaşım sitelerinde de blogumuza dair hesaplar açarak paylaşımlarımızı yayınlarız.

Sizin gibi bizim de vaktimiz yok aslında. Hepimizin işi, ailesi ve ihmal edemeyeceği sorumlulukları var. Blogumuzu yaşatmak, sürekliliği sağlamak için kendimizden zaman çalarız.

Bloglar Neden Önemlidir?

Bilgiler ilk ağızdan ve deneyim sahibi kişi tarafından verildiği için önemlidir. Blog yazarı yani "Blogger" deneyimini paylaştığı konuyu, tüm gerçekliğiyle anlatmaya özen gösterir çünkü emek verdiği bloguna karşı kendini sorumlu hisseder.

Son zamanlarda sosyal paylaşım sitelerinde açtıkları hesaplarda, kendini Blogger olarak tanıtanlar olmaya başladı. Buna en çok Instagram'da rastlıyoruz. Herkes Instagram hesabı açabilir, istediği her konuda paylaşım yapabilir, bunu süreklilik haline getirebilir. DOĞRU OLMAYAN kişinin Instagram sayfasını BLOG zannetmesi, sadece Instagram üzerinden paylaşım yaparak da ben BLOGGER'ım demesidir.

Instagram'da sahip olunan sayfa, hesabınızdır. BLOG DEĞİLDİR.

Yapılan paylaşımlar hesap yönetimidir. BLOG YAZARI OLMAK DEĞİLDİR.

Biz bundan rahatsız olduk çünkü bir gün önce aldığı cilt bakım ürününü övüp alın aldırın diyeni de gördük, arkadaşımızın yıllardır yazdığı sitesinin adresini kendi sitesiymiş gibi firmalara yollayıp iş birliği teklif edeni de. Başka hesapların paylaştığı fotoğrafları ve yorumları kendileri almış denemiş gibi anlatanları da gördük, firmaların her paylaşımının altına "DM lütfen" yazıp ürün isteyenleri de. Bu tavır, Blogger tanımının lekelenmesi gibi gözüktü bize. Bazen Bloggerlara güvenmiyorum yazanları okuyoruz, kendi adımıza bizi üzüyor. Sosyal medya hesaplarıyla bloglarımızın bir tutulmamasını rica ediyoruz.

Yazı kalıcıdır. Kaç yıl önce yayınlanmış ve hala soru alan yayınlarımız var. Bunları gördükçe mutlu oluyoruz. Sizler yazdıklarımızı okudukça, yorum yaptıkça mutlu oluyoruz. Tek çabamız bloglarımıza sahip çıkmaya çalışmak. Biz yazmaya devam edeceğiz, lütfen sizler de desteğinizi esirgemeyin.

Sevgilerimizle.

HC Care Anti-Wrinkle Serum- Kırışıklık Karşıtı Bakım Serumu

Hc Care ürünlerini çok başarılı buluyorum, kullandığım elimde olan 3 ürünüde gönül rahatlığı ile kullanıp, sonucunu göre-bildiğim ürünler. Bunlar biri Anti Wrinkle Kırışık Karşıtı Serum. Ürünün ciltteki mimik çizgilerini, kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olmak gibi vaatleri var. Aynı zamanda içerisindeki C ve E vitaminleri cildi serbest radikallere karşı korumayı da sağlıyor. 
HC Care Anti-Wrinkle - Kırışıklık Karşıtı Bakım Serumu
HC Care Anti Wrankle Serumu öncesinde temizlenmiş cildinize sabah akşam olmak üzere günde en az 2 kez uygulanması öneriliyor.Net sonucu alabilmek için ise 56 gün düzenli kullanım tavsiye ediliyor. Ben ürünü düzenli olarak sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez kullandım taki son çeyreğe gelene kadar. Son çeyreği yani yarısından biraz az kısmını dermaroller alma düşüncem olduğu için ona bırakmak istedim, biliyorsunuz ki dermarollerlar cildin 200 kat altına kadar üzerine sürülen ürünü geçirebiliyorlar, bu yüzden aklımda bir süredir bu düşünce var, bakalım son çeyreğide o zaman kullanıp, devamında bitişte yenisini sipariş verip öyle kullanımı sürdürmeyi düşünüyorum..

Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı

Benri oje çıkarıcı mendilleri yaz aylarında özellikle de çantaya atmalık her an yanda taşımak amaçlı çok severek kullandığımı şurada ki yazımdaki incelemesinde sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda ise yine Benri markasına ait Asetonsuz süngerli oje çıkarıcıyı detaylıca sizlerle paylaşmak istedim. 
Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı
Normalde bu tip süngerli oje çıkarıcıları pek başarılı bulamıyorum. İstediğim gibi bir temizlik ve bitiş sağlamıyorlar, geçmişte bir kaç marka denemiştim. Bunu da pek beklentim olmadan merak edip denemek adına satın almak istedim.
Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı
Öncelikle ürün 75 ml lik bir ambalajda, plastik çevirmeli kapağı olan bir ambalajda satılıyor.. E vitamini içeren besleyici bir formüle sahip. Kokusu genzi yakmıyor, bittikten sonra durulma vs gerekmediği için kalan o çiçeksi hoş koku hoşuma gidiyor.. Süngerin en üstünde dörde bölünmüş bir girinti var, oradan parmağınızı içeri sokup sağ sola bir kaç kez çevirmeniz ojeni tırnağınızdan sökülüp gitmesi için yeterli geliyor.

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.